15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişinin 54. YılındaŞimdi Daha Güçlüsüne İhtiyacımız Var

Türkiye işçi sınıfının sendikal örgütlenmenin engellenmesi yönündeki yasa girişimine karşı kullandığı “anayasal direniş hakkı” bir dönemi kapatmış, yenisini açmıştı. 1970’e on yılların irili ufaklı mücadele deneyimlerini biriktirerek gelen işçi sınıfı 15-16 Haziran günlerinde haklarına mücadele yoluyla sahip çıkan bir güç olduğunu dosta düşmana gösterdi.


İşçi sınıfı, yararı kendisiyle sınırlı bir sosyal aktör değildir. Emekçilerin hak arayışı bütün toplumu harekete geçirir, örnek olur ve ülkeye sahip çıkma güdüsüyle hemen bütünleşir. 15-16 Haziran 1970’de de öyle olmuştur.
Egemen güçler 54 yıl önce aşamadıkları ve geri püskürtüldükleri barajı daha sonra yıktılar. 12 Mart döneminde işkence, katliam ve idamlarla, 1970’li yıllarda kontrgerilla operasyonlarıyla, 24 Ocak 1980 ekonomi politikası kararlarıyla, 12 Eylül 1980 darbesiyle, yirmi ikinci yılını süren AKP karanlığıyla… Türkiye 1970’in çok daha gerisine sürüklenmiş, hak ihlalleri, halkımızın yoksullaştırılması, gerici yasal düzenlemeler ve keyfi yasa tanımazlıklar sıradanlaşmış, laiklik kâğıt üstünde bırakılarak tasfiye edilmiş durumda.


Bu tablonun karşısında umutsuzluğa kapılanlar sağlıklı yol haritasını 15-16 Haziran Direnişi’nde bulabilirler. “Yolumuzu aydınlatıyor” boş bir söz değildir. Türkiye 54 yıl önceki direnişin daha güçlü, daha örgütlü, daha yaygın örneklerine ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duymaktadır. Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi gericiliği bir kez daha geri püskürtecek ve onunla kalmayıp aydınlık geleceğimizi örecek bir halk hareketi için bütün ilerici, laik, emekten yana güçleri göreve çağırmaktadır.