Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi

19 Mayıs 1919: Yine Yaparız!

1919-2026… Başladığımız yerdeyiz ve yeni bir başlangıca ihtiyacımız var, dersek, abartmış sayılır mıyız?

1919’un 19 Mayıs’ında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının başlattığı yürüyüş, üç buçuk yıl sonra emperyalist işgalin son bulmasına vardı. 19 Mayıs’ta yurtseverlik vardı, bağımsızlık tutkusu vardı.

Osmanlı dünya kapitalizmine giden yolda iflas etmiş, krize sürüklenmiş, savaşlarla kuşatılıp hırpalanmış, parçalanmaya başlamıştı. Bütün bu krizlerin yükü emekçi halkın sırtına bindirilmişti. O halk 19 Mayıs’ı izleyen süreçte yokluk içinden ayağa kalktı. 19 Mayıs’ta halkın mücadelesi vardı.

Halk yurtseverlerin öncülüğünde kazanırken, saltanat ve hilafet işbirlikçiliğin en onursuz sayfalarını yazdılar. 19 Mayıs’ta açılışı yapılan mücadele, işgale son verdiği noktada duramazdı. Saltanatın tasfiyesi zorunluydu. 19 Mayıs Cumhuriyete giden yoldur.

Aynı şekilde hilafetin tasfiyesi de zorunluydu. 19 Mayıs laikliğe giden yoldur.

113 yıl sonra bunlardan geriye ne kaldı?

2026 yılı, en fazla, zamanın “hasta adamı” Osmanlı’nın bir dünya gücü olma hayaliyle savaşın ortasına daldığı macerayı hatırlatıyor. AKP iktidarının iddiaları ondan daha güçlü bir temele sahip değil. Türkiye savaşlarla kuşatılmıştır ve bizzat ülkemizin savaş alanına dönmesi an meselesidir. Bu ortamda bağımsızlıktan söz etmek mümkün değildir.

Halkımız, ülkenin gelişkin üretim kapasitesi, sanayi birikimi, bilimsel donanımı ile taban tabana zıt biçimde görülmemiş bir eşitsizlik uçurumuna yuvarlanmıştır. Türkiye çocuklarını okula aç gönderen, gençlerini barındıramayan, hastasına bakamayan, emeklisinin yüzüne bakamayan bir ülkedir. İşçilerin ve kadınların gördükleri, katliama dönen muamele de eklenirse, emekçi halkımızın durumunu 1919’la karşılaştırmak hiç de yanlış olmaz!

Cumhur’un hali böyleyken, seçme ve seçilme hakkının ortadan kaldırıldığı yerde Cumhuriyet’ten nasıl söz edeceğiz?

Laikliğe gelince; çeyrek yüzyıla yaklaşan bu siyasi iktidarın en çok topa tuttuğu kazanımımız laiklik. Artık devlet yönetiminde, hukukta, eğitimde izine rastlayamıyoruz…

Hal böyledir ve Türkiye’nin başladığı yere geri düştüğünü söylemek kesinlikle afaki bir söylem olmayacaktır.

Peki, yeni bir yürüyüş mümkün müdür? Soru, 113 yıl kadar geriye gidip gitmediğimiz değil. Daha kötüsü, doğru soru, bu çukurdan çıkacak enerjiye sahip olup olmadığımız!

Biz bu soruya tereddütsüz “evet” yanıtını veriyoruz. Türkiye’nin büyük çoğunluğu bağımsızlığın, ama “yurtta barış, dünyada barış” ilkesini esas alan bir bağımsızlığın savunucusudur. Türkiye’nin büyük çoğunluğu laikliğin ekmek kadar, su kadar gerekli olduğunu bilmektedir. Ekmeği ve suyu bile gasp edilmek istenen yoksul halkımız, saltanat sevdalarının değil Cumhuriyet’in kazanımlarının sahipçisidir.

İşte bu nedenle bu karanlığın sürüp gitmesi olanaksızdır. Yeniden ayağa kalkmamız kaçınılmazdır. Karanlığa son vermek için tek yol halkın yeniden ayağa kalkmasıdır.

Sanılmasın ki, 19 Mayıs Bayramı geçmişte kalmış bir olayı hatıralarda canlı tutmak için kutlanıyor. Bundan 103 yıl önce Samsun’a çıkanlar, Atatürk ve arkadaşları, onların arkasında kenetlenen halkımız, bize bugün ne yapmamız gerektiğini, nasıl yapmamız gerektiğini öğretmeye devam ediyorlar.

Geçmişte yapmıştık. Yine yürürüz. Yine yaparız. Emperyalistleri, işbirlikçileri, gericileri, sömürücüleri süpürürüz. Bir daha yenemeyecekleri bir emekçi cumhuriyetini kurarız.

Bayramımız ve yeni yürüyüşümüz kutlu olsun!

TÜRKİYE HALK TEMSİLCİLERİ MECLİSİ GENEL YÜRÜTME KURULU