23 Nisan, bu topraklarda halkın kendi kaderine el koymak için attığı büyük tarihsel bir adımın yıl dönümüdür.
Yoksulun, emekçinin, köylünün, halk çocuklarının sesinin ilk kez bu kadar güçlü yankılandığı; egemenliğin saraylardan sökülüp alındığı devrimci bir kopuştur.
23 Nisan, halkın kendi gücünü keşfettiği, ayağa kalktığı, işgale ve çürümüş saltanata karşı irade koyduğu, tarih yazdığı gündür. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı, çürümüş imparatorluk temsilcileri, işgalciler ve işbirlikçileri karşısında devrimci bir meydan okumadır.
Bu tarihi yazanlara, Mustafa Kemal Atatürk’e, onun önderliğinde mücadeleye girişenlere, zaferi getirenlere selam olsun!
Bugün ise halkın iradesi kuşatma altındadır.
Cumhuriyet, halktan koparılmak; holdinglerin, tarikatların ve emperyalizmin işbirlikçilerinin insafına terk edilmek istenmektedir. Sermaye sınıfı, zamanla kendisi için ayak bağına dönüşen halkçı kazanımları birer birer budamış, cumhuriyetin aydınlık birikiminden kurtulmaya yönelmiştir. Emperyalist cepheyle göğüs göğüse çarpışarak kurduğumuz ülkemizin ulusal bağımsızlığı ayaklar altına alınmış; laiklik sistemli biçimde tasfiye edilmiştir.
Sömürü var olmaya devam ettikçe, bundan fayda sağlayan sömürücüler de eşitlik talep edenlerden, hakkını arayanlardan ölesiye korkarlar. Onların istediği; yurttaş değil, tebaa; özgür bir halk değil, biat eden müritleştirilmiş kalabalıklardır.
Ama bu toprağın bir hafızası var!
Cumhuriyetin, millî mücadelenin, haksızlıklara karşı isyan edenlerin silinmeyecek izleri var!
23 Nisan’ın ruhu bugün hâlâ yaşamaktadır. O ruh alın terinin hakkını isteyenlerin yüreğinde atmaktadır. Cumhuriyetin devrimci kökleri kurutulamamış, aksine her saldırının sonunda daha derine işlemiştir. Bu halk onuruna, namusuna sahip çıktığı gibi Cumhuriyet fikrine tutunmuştur.
Tutunduğumuz yerden yaracağız bu karanlığı!
Gücümüzü, ilhamlarımızı daha önce başardıklarımızdan, bu topraklar üzerinde silmeye güçlerinin yetmediği mücadele birikimimizden, Cumhuriyet heyecanımızdan alıyoruz. Asla sırt çevirmeyeceğimiz ilkelerimizden alıyoruz.
Tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Cumhuriyet’le 100 yıllık hesaplarını bugüne taşıyan düşmanlarımız karşısında geriye çekilerek, tavizler vererek değil, 100 yıl önce olduğu gibi göğüs göğse çarpışarak yerine getirilecek bir sorumluluk bu. Bütün cumhuriyetçilerin, komünistlerin, kemalistlerin, yurtseverlerin sorumluluğu. Cumhuriyet düşmanlarının cirit attığı mevcut TBMM’yi suçlarını gizlemek için kılıf haline getiren holdinglerin ve tarikatların düzeniyle hesaplaşılacak, paranın egemenliği son bulacak ve emekçilerin cumhuriyeti onların elleriyle kurulacaktır.
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, bu ortak iradenin, bu tarihsel buluşmanın ifadesidir. Cumhuriyet’in bağımsızlıkçı, laik ve eşitlikçi karakterini ayağa kaldıracağız; halk egemenliğini gerçek anlamına kavuşturacağız ve bu ülkenin geleceğini yeniden kuracağız!
Bu büyük tarihsel atılımın yıl dönümünde haykırıyoruz:
Çocuklarımıza sömürünün son bulduğu, aydınlık ve refah içinde bir Türkiye bırakacağız.
Cumhuriyet düşmanları GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER!
THTM GENEL YÜRÜTME KURULU




