Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, 23 Nisan’da “Sömürüye karşı, Cumhuriyet için ayağa!” sloganıyla toplanarak Gençlik Parkı’ndan Birinci Meclis’e yürüdü. Ankara’nın mahallelerinden çocukların, emeklilerin ve farklı mesleklerden emekçilerin kitlesel olarak katıldığı eylemde tarikatlara ve sömürüye karşı mücadele mesajları verilerek 1 Mayıs’a çağrı yapıldı.
Eyleme THTM Keçiören temsilciliği iki farklı grupla katılırken, “Gelecek çocukların, egemenlik halkındır” diyen Dikmen Halk Temsilcileri Meclisi, mahallelerinde “Egemenlik ve Çocuk kürsüsü” kuran Mamak Halk Temsilcileri Meclisi ve THTM Çankaya temsilciliği yürüyüşte yerini aldı. “Cumhuriyet gençliği yeniden” diyen Öğrenci İnisiyatifleri ile THTM’nin Ankara’daki meslek inisiyatiflerinden Öğretmen, Akademi, Sağlıkçılar, Mimar Mühendis, Psikoloji ve Akıl Sağlığı Emekçileri, Kamu Büro Emekçileri, Görsel Sanatlar, Hukukçular İnisiyatifleri çevreleriyle katıldı.
“Cumhuriyet düşmanları geldikleri gibi gidecekler” diyen THTM’nin yürüyüşüne çeşitli cumhuriyetçi kurumlardan temsilciler de destek verdi. Büro İş Genel Başkanı Alay Hamzaçebi, Eğitim İş 3 Nolu Şube Başkanı Mesut Baran, Eğit-Der Başkent Şube Yönetim Kurulu Üyesi Bayram Atakul ve Keçiören Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri THTM’nin yürüyüşüne eşlik ettiler. Atatürk Bulvarı boyunca gericiliğe karşı aydınlanma, saltanata karşı Cumhuriyet ve zorbalığa karşı özgürlük taleplerini yükselterek Ulus meydanına gelen kitle, 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi’nin önüne kürsü kurdu.
“Koyu ortaçağ gölgesini üzerimizden kovduk”
Kürsüde ilk sözü alan THTM Genel Yürütme Kurulu Üyesi Berkay Kemal Önoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün 23 Nisan, bugün büyük Cumhuriyet devriminin en büyük köşe taşlarından birinin yıl dönümü. Zaferin taçlandığı günlerden biri. Kendisine yaşam şansı vermeyenlere karşı verdiği mücadelelerin ve kazandığı zaferlerin yıl dönümündeyiz. Niçin kazandık bu zaferleri? Önce sevgili arkadaşlar, Anadolu halkının bu büyük mücadelesinde emperyalist kibri kırdıkları, onu tokatladıkları bugünün yıl dönümünde ona önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk ve yoldaşlarını, silah arkadaşlarını, milli mücadelenin tüm kahramanlarını anarak başlayalım bugüne. O koyu ortaçağ gölgesini üzerimizden kovduk. Böyle diyor büyük şairimiz. Çocuklarımızı karanlık ilmihal tahakkümünden kurtardık. Tekke ve zaviyeleri kapattık, tarikatları dağıttık üzerlerine yürüdük. Neden? Mürit, mürşit olmayacak hepimiz yurttaş olacağız, özgür insanlar olarak kendi toprağımızda onurlu ve başı dik yaşayacağız, güvenle geleceğe yürüyeceğiz diye kazandık bu zaferi.”
“Holdingleşsinler diye kurtarmadık çocuklarımızı tarikat karanlığından”
“100 sene sonra tarikat yurtlarında çocuklarımız can versin diye kazanmadık o zaferleri” diyen Önoğlu bugün siyasilerin, muhalefet ya da iktidar cenahları tarikatlara şirin görünmek için birbirleriyle dincilik yarıştırdığını belitti.
Önoğlu konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Bunları başımıza çıksınlar, bakanlıkların başına otursunlar diye, ülkeyi yönetsinler, holdingleşsinler diye kurtarmadık çocuklarımızı tarikat karanlığından. Bunu da kazanmıştık. Ve kaybettiğimizi, geriye düştüğümüzü görüyoruz onun için mücadeleye çağırıyoruz. 23 Nisan yalnız bir bayram değil, en önemli mücadele günlerinden, hatırladığımız, ilhamlarımızı aldığımız çok önemli mücadele günlerinden biri haline gelmişti. İşte bugünün anlamı, bir meclis kurduk meclisin üzerinde bir güç olmasın diye, padişah özentileri bu ülkenin başına yeni çoraplar örsün diye değildi bu zaferler. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı o zor günlerin ardından sayıları yüz binleri bulan savaş yetimleri vardı. İşte o zaman kuruldu Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kökleri atılmıştı. Bir ulus bütünüyle, köylüsüyle, çiftçisiyle, işçisiyle o savaş yetimlerini büyüttüler, içlerinden yazarlar çıktı, bilim adamları çıktı, doktorlar çıktı, ülkeye değer kattılar.”
“Yeniden Cumhuriyet mücadelesinin bir sonraki aşaması 1 Mayıs”
Önoğlu güncel duruma ve mücadele çağrısına ise şu sözlerle değindi: “Şimdi çocuklarımızı koruyamıyoruz, daha bu hafta başımıza gelenlere, üst üste yaşadıklarımıza bakın. 100 yıl içerisinde bir bayram o günü olmaktan çıktı 23 Nisanlar, o yüzden mücadele günü diyoruz. Şunu söylemek lazım, karşı devrim galebe çalmıştır. Ulusun egemenliği olacaksa ulustan korkarak olmaz. O her sokağa çıkmak istediğinde, kendi kaderini tayin etmek için alanlara meydanlara çıktığında onu bastırarak, ondan korkarak egemenlik olmaz. Ama bu halktan korktular. Şimdi bakar mısınız kuruluşunu kutladığımız meclisin bugününe. Hepsi patron sevicilikte, dincilikte yarışıyorlar. O yüzden 100. yılında dediğimiz gibi bugün hala güncel. Yeniden Cumhuriyet olacak, holdinglere ve tarikatlara karşı mücadele edeceğiz. Emek ve Cumhuriyet mücadelesini birlikte vermek zorundayız. İşte bunu bilenler, işte bu irade burada toplandık, yeniden Cumhuriyet mücadelesinin bir sonraki aşaması 1 Mayıs’ta Ankara’da Anıtpark’ta bir araya gelecek.”

Sömürü düzenine karşı omuz omuza mücadele
Berkay Kemal Önoğlu’ndan sonra söz alan Büro İş Genel Başkanı Alay Hamzaçebi ise konuşmasında şu vurguları yaptı: “Bundan tam 106 yıl önce bu ülkenin üzerinde yine böyle kara bulutlar dolanıyordu. O bulutları dağıttık. O kurucu iradeyle Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde bu ülkenin bağımsızlığını kazandık. Halkın egemenliğini tesis ettik. Bizler sendika olarak hep vatan, Cumhuriyet, emek dedik. Bir vatanımız var. Ama o zamanlarda olduğu gibi emperyalistler tarafından talan ediliyor. Derelerimiz, ormanlarımız, emeğimiz. Onun haricinde etrafımız savaş ve ateş çemberi, en çok ezilen kesimlerden biri de emekçiler bugün. Köle düzeni oldu bugün ülkede. Emekli geçinemiyor, çalışanlar emekli olamıyor, gençler iş bulamıyor. Her şey sömürüldü, dibin dibini sıyırıyorlar. Bu işi örgütlü mücadeleyle ülkemize, Cumhuriyetimize, laikliğimize sahip çıkarak yapacağız. Cumhuriyet ve laiklik, özgür bir ülke yoksa emek de yoktur. Hep beraber omuz omuza sırt sırta vererek bu belayı, bu karanlığı, bu kara bulutları yine defedeceğiz.”
Eğit-Der Başkent Şube Yönetim Kurulu Üyesi Bayram Atakul’un Cumhuriyet’i kutlamak veya yasını tutmak değil, ona sahip çıkmak gerektiğini anlatan bir konuşması eşliğinde şiir okuduğu eylem coşkulu sloganlarla sona edi.




